Üye Girişi
E-Posta:
Şifre:
Üye değilim
Şifremi unuttum
Haber Akışı
Haber Arşivim
Sayfamı Yönet
Etnik Market'e Davet Et
Hesabım
Dışa Bilgi Aktar
Hareketler
Oturumu Kapat
 Haber Arşivi    Üye Girişi
SUNTAT
SUNTAT- BLG Kardesler GmbH
Mannheim/Almanya
Teklif İste
Takip Et
‘‘Üreticinin eğitime ihtiyacı var’’

‘‘Üreticinin eğitime ihtiyacı var’’

54 ülkeye 35 milyon değerinde ihracat yapan Suntat’ın CEO’su Mustafa Baklan’la firma faaliyetlerini ve etnik pazarı konuştuk

Uzun yıllardır gıda perakendesinin içerisindesiniz. Avrupa gıda pazarı şu anda ne durumda, piyasayı nasıl tanımlarsınız?
Biz etnik pazardaki ikinci jenerasyonuz. Birinci jenerasyonda toptancılar getirir, bakkallar satardı. “Mehmet Amca” diye tabir ettiğimiz perakendeci kitlesi dökülmeye başladı. Babadan oğula devam ettirmeye çalışıyorlar. Fakat devralan jenerasyon babadan görme usullerle devam ettiği zaman piyasada bir elenme söz konusu oluyor. Rekabetin yanı sıra zincir mağazaların piyasadaki rolünün artması, bunun yanı sıra mağaza denetlemelerinin çoğalması, piyasadaki zayıf halkaları saf dışı bırakacağa benziyor. Yakında ciddi vergi denetimleri de olacak. Kaldı ki ürünlerde kandırmaca çok fazla. İnek peynirini koyun peyniri diye satıyorlar, yüzde 100 durum buğdayı dedikleri makarnanın bir kısmı yumuşak buğdaydan yapılma, süt tozundan kombi peyniri üretip satıyorlar. Bunlar biraz eğitimsizlikle alakalı diye düşünüyorum. Etnik pazarın en büyük sıkıntılarından birisi bu... Bölgelerde eğitim platformları yok. Zamanında bunu talep ettiğimizde Türk Alman Ekonomi Derneği kurulmuştu. 13 yıl boyunca ücretsiz eğitimlerle bu operasyonu devam ettirdik. 50 sent saat ücreti ile dil dersi veriliyordu. Ruhsat verilip market açtırılıyor fakat ustaları dahi yok. Bölgemizdeki 150 market işletmecisinden fazlası bu kurslara katılarak sertifika ve diploma sahibi oldu. Piyasada ciddi bir eğitim ve bilinç sıkıntısı var. Piyasaya göre haksız fiyat rekabetinin önüne geçilmesi içinde bir platform altında birleşmemizin çok gerekli olduğunu düşünüyorum. Bir bilgi bankasının oluşturulması gerekiyor.

Toptancı ve üretici firmalar açısından durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye’deki üreticilerin Avrupa standartlarında mal üretememe sıkıntısı, Avrupa’da yasak olan tarım ilaçlarının ve katkı malzemelerinin kullanılması, piyasadaki ticarete zarar verdi. Üreticiler de genelde toptancıdan para alamamaktan yakınıyorlar fakat mal sakıncalı olduğunda toptancı malı satamıyor ki üreticiye ödeme yapabilsin. Mal geri de gönderilemiyor. Bu konuda Türkiye’deki üreticilerin de ciddi bir eğitime ihtiyacı var. Zamanında piyasada daha ucuz olmasına rağmen kaliteli naylon ambalajlar kullandığımız için az kar etsek bile tercih sebebi olduk. İzonorm dünya standartlarına göre konserve üretimi yaptık. Alman piyasasına dahi mal verdik. Avrupa normlarına göre hareket ederek fiyat rekabeti endişesine girmeden, kaliteli mal üretmek, Avrupa piyasasındaki pazarlama için her zaman daha geçerli bir yaklaşım. Üreticinin Avrupa standartlarını iyi tanıması gerekiyor. Türkiye’deki üreticiye özellikle ihracat için ciddi bir eğitim verilmesi gerekiyor. Bu süreç içerisinde gelişme yok diyemeyiz, karşılıklı bir ilerleme söz konusu ama eksiklerin giderilmesi gerekiyor.

Biraz Suntat’tan bahsedelim. Hem Avrupa’da hem Türkiye’de varsınız. Kaç yıldır Avrupa’dasınız?
32 yıldır faaliyetteyiz. Türkiye’de de ondan iki yıl öncesinde başladık, 1986’da. Biz nakliye ile başladık, 84 yılındaki gümrüksüz ithalat kanunundan faydalanarak. Türkiye’ye traktör götürdük fakat orada para etmediğini görünce tırlara dönerken mal yükletip burada bir yer tutup toptancılığa başladık. Fakat gittiğimiz perakendeciler bizden mal almadılar. Ürün gamı yüksek olan toptancılardan alışveriş ediyorlardı. Öyle olunca biz de toptan perakende mağazası açtık. Daha sonra Türkiye’deki paketleme operasyonu başladı. Bu sırada kardeşimi bir trafik kazasında kaybettik, marketi kapattık. Toptan işiyle devam etmeye karar verdik. Muhasebecimiz ve mali müşavirimize mal sayımımızı yaptırdık. Piyasada borçlu olduğumuz firmalarla bağlantıya geçtik. 25 yıl sonra bir hukuk boşluğu bulundu, adli bir süreç oldu marka ile ilgili. Markayı vermeyi teklif ettik ama firmayı da istediklerini söyleyerek teklifi kabul etmediler. Şu anki süreç bununla ilgili... Suntat da bizim markamızdı zaten; müşteri de, tedarikçi de kaybetmedik. Avrupalı mağazalarla çalışıyoruz. Yaklaşık 14 bin Avrupa mağazasında bir metreden dört metreye kadar raflarındayız. Yaklaşık 38 bin noktada mallarımız var. Enteresandır, Metro ve REWE Grubu Türkiye’de bir üretici firmanın da hissedarıymış. Kendi rakiplerine dahi hissedar olmak piyasayı ne kadar iyi tanıma fırsatları olduğunu gösteriyor. Etnik piyasanın esas eksiği bu bence... Mesela 40 tane toptancı ayrı ayrı fındık getiriyor Türkiye’den, hepsi denetim için 500’er Euro para veriyor laboratuvara. 20 bin Euro para eder. Bunlar malı tedarik etseler, 500 Euro’ya halledecekler işi. Marka açısından Türkiye’de ve diğer ülkelerde Baktat markası olarak devam ediyoruz. Almanya’da Suntat markası ile raflardayız. 54 ülkeye mal dağıtımı yapıyoruz. Piyasaya fason mal da veriyoruz. Türkiye’de private label ürünlerimiz piyasada daha çok var. Almanya’dan ise şu an da 35 milyon değerinde ihracat yapıyoruz.

Buradaki operasyonunuzu kaç kişilik bir ekiple yürütüyorsunuz?
280 civarında Avrupa genelinde, Türkiye’de ise bin 600- bin 700 civarında.

Eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Avrupa’da pazar çok büyük… Temennim, kimse birbirinin işine göz dikmesin ki piyasa da zarar görmesin. Türkiye’de üretim normları Avrupa’ya göre düşünülerek planlanmalı. Piyasada diyaloğa ve birliğe daha çok önem verilmesi gerekiyor. Etnik Market ekibine teşekkür ediyor, başarılarının devamını diliyorum.

18.09.2018
Bu firmaya ait tüm duyurular